5 Ocak 2019 Cumartesi

KARŞI YAKA


Trafik ışıkları... Kafasını kaldırdı, yayalar için yeşil yandı. Kalabalık hızlı adımlarla karşıya geçmeye başladı. Koşar adım, arabaların arasından yarışırcasına... Onun ise hiç acelesi yoktu. Ağır adımlarla ilerledi. Daha orta refüje gelmeden arabalar hareket etmeye başlamıştı.
Sağına baktı, soluna baktı, arabalar onu görmezden geliyor, homurdanarak ve kara dumanlar çıkararak yanından geçiyordu. Durmaya niyetleri yok gibi. Bekledi... Sabırlı bir insan ne kadar bekleyebilirse o kadar bekledi ve içinden gelmese de karşıya geçmek için bir adım attı. Acı fren ve korna sesleri; tam gaz üzerine gelen otomobilin altında kalıyordu az kalsın. Attığı adımı geri çekti. Duracak gibi gözükmüyordu arabalar ve yolun ortasında kalmıştı şimdi. Ne yapacağını bilemez halde bakındı.
Yavaşça elindeki katlanabilir tabureyi açtı, bir sigara yaktı. Yolun karşısındaki trafik polisiyle göz göze geldi. Boş bakışlar... Polis tüm gücüyle arabalara “geç geç” işareti yapıyordu. Ne de olsa polis varken trafik ışıklarına bakmamak gerek. Ama o yalvarmadı, anlamsız baktı polise.
Arabalara son bir bakış attı ve taburesine oturdu. “Sıkıcı hayat” diye mırıldandı kendi kendine. Kimse yoktu yanında. Hiç olmamışlardı ki zaten. .. Bunları düşünmek çok saçmaydı, önünde bir problem vardı ve bunu çözmeliydi. Arabaların dumanlarını solumak çok sıkıcı bir hal almaya başlamıştı.
Biri yaklaştı yanına; ellerinde mendil vardı. Mendili gösterdi, “Alır mısın?” diye sordu. Mendilci kadının elindeki mendillere baktı, “Islak mendil yok mu?”. Kadın eliyle torbayı karıştırdı, içlerinden bir tanesini yakalayıp adama uzattı, adamdan aldığı bozuk parayı eliyle yoklayıp cebine attı. “Sizde mi?” diye sordu. “Evet” dedi adam. Mendilci de katlanır taburesini açıp yanına oturdu adamın. Trafik tam hızıyla akmaktaydı. “Kaç yıldır?” dedi kadın. “On beş dakikadır.” “İyi” Bir süre sessizce oturuparabaların motor seslerini dinlediler. “Çabalamayı bıraktım.” dedi kadın, hafif tebessümle. “Neyi?”. “Karşıya geçmeyi tabiki...”
“Ne garip... Şu hayattaki tek umudum arabaların durmasını beklemek.” dedi kadın. “Sizi bilmem, ama benim büyük planlarım var.” “Nedir?”. “Karşıya geçmek ve eve gitmek.” “Ya sonra?” “Saniyeler sonra hayatta kalacağımız meçhulken, eve gittikten sonrasını neden planlayayım ki...” Yemek varsa yerim diye düşündü bir an.
Geleli neredeyse yarım saat olmuştu. Hala karşıya geçememişti. Umutsuz gözlerle trafik lambalarına bakarken aklına bir fikir geldi. Yanına gelen kör mendilci kadını yola atacak, böylece meydana gelecek kaza nedeniyle trafik tıkanacak ve o da mutlu mesut karşıya geçebilecekti. Bu dahiyane fikir için kendini kutladı.
Kafasında kurduğu abuk subuk planları gerçekleştirmek için harekete geçti. Yarım saat beklemek yetmişti belki de onu çıldırtmaya. Kadını, kolundan tuttuğu gibi yola fırlattı. Fakat uzağa savuramadı kadını; sol şeritten hızlıca geçen spor araba kadına çarptı; şanssızlık... Kadın uçarak orta refüje fırladı, araba hala yolunda devam ediyordu, aksi gibi trafik sıkışmamıştı.
Umutsuzca etrafına bakınırken mavili-kırmızılı ışık kümesi dikkatini çekti. Ambulans zannetti bir an; belki de trafik polisi ambulansın gelmesi için müdehale etmişti ışıklara. Belki de az önce öldürdüğü kadın için geliyordu ambulans... Işık kümesi ve ses yaklaştıkça gelenin polis olduğunu anladı. Polis otosu yakında durdu, tek bir kelime dahi etmeden kendini aracın içinde buldu. İşte o an rahatladı; “Artık özgürüm!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder